Magarula

SİTEMİZE ÜYE OLARAK
1) yorum yazabilir,
2) haber gönderebilir,
3) üye listesine erişebilir,
4) diğer üyelerle yazışabilir,
5) forumlara katılabilir,
6) günlük yaratabilir,
7) ve daha pak çok özeliklerden faydalanabirsiniz,
Magarula forum hayırlı günler diler sevgi ve sagılarımızla
BARKALA
Magarula

MagarulaHoş geldin, Misafir.
Son Ziyaretiniz:
Mesaj Sayınız: 28

 
AnasayfaAnasayfa  *PORTAL**PORTAL*  TakvimTakvim  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yap  GaleriGaleri  
"Eskiden iyilik yaparlardı söylemezlerdi. Sonra hem yapmaya hem de söylemeye başladılar. Şimdi ise yapmıyorlar fakat söylüyorlar.* Ömer bin Hâris (Rahmetullahi aleyh)

Paylaş | 
 

 bakara suresi 26.....30

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
admin
kulanıcılar
avatar



<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 997

Kişi sayfası
imam şamil: 1
MesajKonu: bakara suresi 26.....30   C.tesi Ağus. 14, 2010 2:40 pm

إِنَّ اللَّهَ لاَ يَسْتَحْيِي أَن يَضْرِبَ مَثَلاً مَّا بَعُوضَةً فَمَا فَوْقَهَا فَأَمَّا الَّذِينَ آمَنُواْ فَيَعْلَمُونَ أَنَّهُ الْحَقُّ مِن رَّبِّهِمْ وَأَمَّا الَّذِينَ كَفَرُواْ فَيَقُولُونَ مَاذَا أَرَادَ اللَّهُ بِهَذَا مَثَلاً يُضِلُّ بِهِ كَثِيراً وَيَهْدِي بِهِ كَثِيراً وَمَا يُضِلُّ بِهِ إِلاَّ الْفَاسِقِينَ

İnnallâhe lâ yestahyî en yadribe meselen mâ beûdaten fe mâ fevkahâ fe emmellezîne âmenû fe ya’lemûne ennehul hakku min rabbihim, ve emmellezîne keferû fe yekûlûne mâzâ erâdallâhu bi hâzâ meselâ(meselen), yudıllu bihî kesîran ve yehdî bihî kesîrâ(kesîran) ve mâ yudıllu bihî illel fâsıkîn(fâsıkîne).

Muhakkak ki Allah bir sivrisineği, hatta onun üstünde olanı da misal vermekten çekinmez. Fakat âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı dileyenler), onun Rab'lerinden bir hak olduğunu bilirler. Kâfirler (Allah'a ulaşmayı dilemeyenler) ise: “Allah, bu misalle ne demek istedi?” derler. (Allah) onunla birçoğunu dalâlette bırakır, birçoğunu da onunla hidayete erdirir. Ve onunla fâsıklardan başkasını dalâlette bırakmaz.

1. inne : muhakkak ki, hiç şüphesiz
2. allâhe : Allah
3. lâ yestahyî : çekinmez
4. en yadribe meselen : darbı mesel, misal, örnek vermek
5. mâ : şey
6. beûdaten : sivrisinek
7. fe : fakat, hatta
8. mâ : şey
9. fevka-hâ : onun üstünde
10. fe emmâ : fakat, ama, ise
11. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler
12. fe : artık, bundan sonra, böylece
13. ya'lemûne : bilirler
14. enne-hû : onun olduğu
15. el hakk : hak
16. min rabbi-him : Rab'lerinden
17. ve emmâ : ve fakat, ama
18. ellezîne : onlar
19. keferû : inkâr ettiler, kâfir oldular
20. fe : o zaman, böylece
21. yekûlûne : derler
22. mâzâ : ne
23. erâde : diledi
24. allâhu : Allah
25. bi hâzâ : bununla
26. meselen : misal, örnek
27. yudıllu : dalâlette bırakır
28. bi-hi kesîran : onunla çoğunu
29. ve yehdî : ve hidayete erdirir
30. bi-hi kesîran : onunla çoğunu
31. ve mâ yudıllu : ve dalâlette bırakmaz
32. bi-hi : onunla
33. illâ : ancak, sadece, den başka
34. el fâsıkîne : fasıklar, fıska düşenler
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
"Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az."

Şüphesiz sivrisinek gibi küçük bir varlığı misal olarak vermekten Allah'ın muradı, yaratma kaabiliyetini insanların anlamalarına sunmaktır. Allahû Tealâ'nın verdiği misaller, Kur'ân-ı Kerim'de yaptığı açıklamalar, birçok insanı Allah'ın yoluna ulaştırırken, birçok insanın da ulaşmamasına sebep olabilir. Bu, insanların idrak kaabiliyetleriyle alâkalıdır. Allahû Tealâ hem mü'minlerden hem de kâfirlerden bahsediyor bu âyet-i kerimesinde.

Başlangıçta Allahû Tealâ tebliğe muhatap olduktan sonra hidayeti yalanlayanların hassaları üzerine engeller koyduğu bütün insanları mezardaki ölüler gibi, baş gözleri görmeyen, baş kulakları işitmeyen ve dilsiz olarak kabul eder. Bu insanlar Allah'a ulaşmayı dilemeyen, hidayete davet eden tebliğciden nefret edenlerdir.

Hiç kimse bir sivrisineği bile yaratamaz, yaratan sadece Allah'tır. Yaratma fiili O'na aittir. Allah'tan başka ne varsa, gördüğünüz ve görmediğiniz herşey yaratıktır. İnsanın kendisi de dahil olmak üzere, herşey Allah'ın mucizesidir. Allahû Tealâ dilediği zaman cansızı canlı yapar.

İşte o insanlardan Allahû Tealâ burada bahsediyor. Âmenû olanlar bu açıklamanın Allah'tan bir hak olduğuna inananlardır. Yani Allah ile olan alışverişlerinde bu insanlar, Allah'ın mutlaka her misalde bir şey demek istediğini bilirler.

Bu muhtevada Allahû Tealâ'nın 12 defa üzerimize farz kıldığı, yaşarken ruhlarını Allah'a ulaştırmayı, sivrisinek gibi gören, Allah bununla ne demek istemiş olabilir ki diyen bunca âlim yaşıyor dünya üzerinde. Ve asla ruhlarını Allah'a ölmeden evvel ulaştırmayı akıllarına bile getirmezler, ruh insana hayat veren bedenidir, derler. Bu hususu inkâr ettikleri zaman, kâfir hüviyetine girerler.

Allah emirleri verir, bizden de yapmamızı ister ama bunu bizim irademize bırakmıştır. Eğer gerçekleştirirsek Allah katında kıymetli, gerçekleştiremezsek kıymetsiz oluruz. Gerçekleştirirsek mükâfata, gerçekleştiremezsek mücazata muhatap oluruz.
الَّذِينَ يَنقُضُونَ عَهْدَ اللَّهِ مِن بَعْدِ مِيثَاقِهِ وَيَقْطَعُونَ مَا أَمَرَ اللَّهُ بِهِ أَن يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِي الأَرْضِ أُولَئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ

Ellezîne yenkudûne ahdallâhi min ba’di mîsâkıh(mîsâkıhî), ve yaktaûne mâ emerallâhu bihî en yûsale ve yufsidûne fîl ard(ardı) ulâike humul hâsirûn(hâsirûne).

Onlar (fâsıklar), (kâlû belâ günü Allah'a verdikleri) misaklarından sonra Allah'ın Ahdi`ni bozarlar. Ve Allah'ın, O'na (Allah'a) ulaştırılmasını emrettiği şeyi keserler. Ve (başka insanların, ruhlarını Allah'a ulaştırmalarına da mani olurlar. Ve bu sebeple) yeryüzünde fesat çıkarırlar. İşte onlar (kazandıkları pozitif dereceler negatif derecelerden az olup) hüsranda olanlardır.

1. ellezîne : onlar
2. yenkudûne : nakzederler, bozarlar
3. ahdallâhi (ahdi allâhi) : Allah'ın ahdi
4. min ba'di : sonradan, sonra
5. mîsâkı-hi : onun misakı (ruhunu Allah'a
6. ve yaktaûne : ve keserler
7. mâ : şey
8. emera : emretti
9. allâhu : Allah
10. bi-hi : ona
11. en yûsale : ulaştırmak
12. ve yufsidûne : ve fesat çıkarırlar
13. fî el ardı : yeryüzünde
14. ulâike : işte onlar
15. hum-(u) : onlar
16. el hâsirûne : kendilerine yazık edenler, hüsranda olanlar (kazandıkları pozitif dereceler,
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Hüsranda olanlar Yunus-45'e göre Allah'a ulaşmayı dilemeyen, yalanlayan ve hidayette olmayan, günahları sevaplarından fazla olanlardır. Allah'a ulaşmayı dilemedikleri için mürşidlerine de ulaşmazlar. ve böyle oldukları için de kendilerine düşeni yapmakta, yeryüzünde fesat çıkarmaktadırlar. Allahû Tealâ'nın bir evvelki âyet-i kerimede söylediği dalâlete düşenler fasıklardır hükmü burada bir mânâ ifade etmektedir. Fasıklar, sadece kendilerinin Allah'a ulaşmayı dilemesini değil, başka insanların da Allah'a ulaşmayı dilemelerine mani olmaktadırlar. Bu sebeple üzerlerine vebal alırlar:

4 / NİSÂ - 167: İnnellezîne keferû ve saddû an sebîlillâhi kad dallû dalâlen baîdâ(baîden).
Muhakkak ki inkâr edenler ve Allah'ın yolundan alıkoyanlar (saptırmış olanlar), (mürşidlerine ulaşmadıkları için) uzak bir dalâletle sapmışlardır.

Allah'a ulaşmayı dilememeleri sadece kendileriyle Allah arasındaki bir ilişkidir. ancak başka insanların da Allah'a ulaşmayı dilemelerine ve ruhlarını Allah'a ulaştırmalarına mani olmak yeryüzünde fesat çıkarmaktır. Allahû Tealâ yeryüzünde fesat çıkarmayın diye insanlara farz kıldığı halde bu insanlar fesat çıkarmaktadırlar.
كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِاللَّهِ وَكُنتُمْ أَمْوَاتاً فَأَحْيَاكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

Keyfe tekfurûne billâhi ve kuntum emvâten fe ahyâkum, summe yumîtukum summe yuhyîkum summe ileyhi turceûn(turceûne).

Allah'ı nasıl inkâr edersiniz? (Kıyamet günü sur'a üfürüldükten sonra) siz ölü idiniz. Sonra sizi (kıyamet günü) diriltti. Sonra sizi (sur'a ikinci defa üfürüldüğünde) öldürecek. Sonra sizi (sur'a üçüncü defa üfürüldüğünde) diriltecek. Sonra (İndi İlâhi'de) O'na döndürüleceksiniz.

1. keyfe : nasıl
2. tekfurûne : inkâr ediyorsunuz
3. billâhi (bi allâhi) : Allah'ı
4. ve kuntum : ve siz idiniz, oldunuz
5. emvâten : ölüler
6. fe : sonra
7. ahyâ-kum : sizi diriltti
8. summe : sonra
9. yumîtu-kum : sizi öldürecek
10. summe : sonra
11. yuhyî-kum : sizi diriltecek
12. summe : sonra
13. ileyhi : ona
14. turceûne : döndürüleceksiniz
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Reenkarnasyon denilen safsataya inananlar bu âyet-i kerimeyi, "birden fazla hayat" yaşandığına dair delil olarak vermek isterler.

İnsanları reenkarnasyona ikna edipte Allah'ın yolundan ayırabilmek için şeytanın bir iddiası var. Diyor ki:

İnsanlar arasında bir adaletsizlik var başlangıçta. Bazı insanlar fakir bazı insanlar zengin bir hayat yaşarlar. Bazı insanlar hasta bazı insanlar sağlıklı olarak doğarlar. İnsanların bir kısmı mutsuz, bir kısmı mutlu bir hayat yaşarlar. Allah adaletsiz bir Allah değildir, adaletsizliği mutlaka telâfi edecektir. Sakat olan insanı sağlıklı birisi olarak bir başka defa hayata getirecektir. Fakir olan insanı bir zengin kılarak başka defa hayata getirecektir. Ve böylece adaleti tesis ettirecektir.
herşey gibi insan ruhu da tekâmül eder ve insanı Allahû Tealâ devamlı hayata getirmelidir ki, ruh adım adım tekâmül etsin. İnsanlar birçok defa dünyaya geldiklerinde ruhları tekâmül etmiştir, artık sadece güzellikleri işleyen bir hüviyete bürünmüşlerdir. Allah ancak o zaman kıyâmeti kopartacaktır. İnsanlar tekâmül ettiği için, düzeldiği için hepsini cennetine alacaktır.
Buna karşılık Allahû Tealâ diyor ki:

7 / A'RÂF - 179: Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîren minel cinni vel insi lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsırûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike kel en’âmi bel hum edallu, ulâike humul gâfilûn(gâfilûne).
Ve andolsun ki; cehennemi, insanların ve cinlerin çoğuna hazırladık (yarattık). Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler. İşte onlar, onlar gâfillerdir.

34 / SEBE - 20: Ve lekad saddaka aleyhim iblîsu zannehu fettebeûhu illâ ferîkan minel mûminîn(mûminîne).
Ve andolsun ki iblis, onlar üzerindeki zannını (hedefini) yerine getirdi. Böylece mü'minleri oluşturan bir fırka (Allah'a ulaşmayı dileyenler) hariç, hepsi ona (şeytana) tâbî oldular.

Görüyorsunuz ki şeytan baştan aşağı insanları aldatmakla meşgul. Bu yalanlardan biri de insan ruhunun birçok bedende yaşaması hali olan reenkarnasyondur. Kişi ölürken insanın vücudundaki cinler, o kişinin hayatında olanların hepsini bilerek o sırada doğmakta olan ikinci bir kişinin içine girerler. Ve o vücut öldükten sonra da başka bir vücuda gireceklerdir. İnsanlar 100 sene yaşayacak olsalar, eğer bir cinin ortalama 3000 yıl ömrü varsa, hayatı boyunca 30 tane insanın içine girip çıkabilecek demektir.

Şeytanın reenkarnasyonunda doğumlar ve ölümler vardır. Birinci büyük yanlışlık burada. İnsan 2 defa bu dünya üzerinde doğmaz, 2 defa ölmez. Bu dünyada insanlar bir defa doğar ve bir defa ölürler. Bir doğum, bir ölüm. İkinci bir doğum ve ikinci bir ölüm bu dünya üzerinde vücuda gelmez. Birinci ölüm ve birinci dirilme dünya üzerindedir. İkinci ölüm ve ikinci dirilme mahşer meydanı'ndadır. Allah'ın bütün partiküllere, gezegenlere verdiği itiş enerjisi sona erdiğinde, sur'a birinci defa üfürülür. kâinatın büyümesi duracak, büyük kütleler küçük kütleleri kendilerine çekeceklerdir (gravitasyon). Bu üfürmede, kâinatın neresinde olursa olsun bütün insanlar ölür. Daha evvel yaşamış olan insanların hepsi zaten ölmüşlerdir. O anda zaman geçmişten geleceğe doğru giderken durur. İşte bu hususu Allahû Tealâ anlatıyor:

36 / YÂSÎN - 51: Ve nufiha fîs sûri fe izâ hum minel ecdâsi ilâ rabbihim yensilûn(yensilûne).
Ve sur'a üfürülmüştür. İşte o zaman onlar, mezarlarından Rab'lerine koşarlar (uçarlar, yükselirler).

Kıyâmet koptuğunda, zaman tersine dönecek ve insanlar yaşadıkları zamana geldiğinde zaten canlı olacaklar ve de yerçekimi kuvveti olmadığı için Allah'ın katına mahşer meydanı'na çekilip alınacaklardır.

Ve üçüncü defa üfürüyor İsrafil (A.S) ve bütün insanlar yeniden diriliyorlar. Bu diriltilmeyle berzah âlemi Allah tarafından yok edilir ve nefsler fizik vücutların içine geri döner. oradan Allah'ın huzuruna uçulur. İndi İlâhi'ye ulaşılır. orada herkesin hayat filmleri gösterilir.

Reenkarnasyon şeytanın bir sahtekârlığıdır. Kur'ân-ı Kerim asla reenkarnasyona geçit vermez. İnsan bir defa doğar ve bir defa ölür dünya üzerinde. İkinci defa diriltilir ve ikinci defa ölür İndi İlâhi'de. Dünya üzerinde birden fazla doğum ve ölüm mevcut değildir.
هُوَ الَّذِي خَلَقَ لَكُم مَّا فِي الأَرْضِ جَمِيعاً ثُمَّ اسْتَوَى إِلَى السَّمَاء فَسَوَّاهُنَّ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

Huvellezî halaka lekum mâ fîl ardı cemîan summestevâ iles semâi fe sevvâhunne seb’a semâvât(semâvâtin), ve huve bi kulli şey’in alîm(alîmun).

O (Allah) ki, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yarattı. Sonra (kudret ve iradesiyle) göğe yönelip, onları da yedi (kat) gök olarak düzenledi. Ve o, Alîm'dir (herşeyi en iyi bilendir).

1. huvellezî (huve ellezî) : o ki
2. halaka : yarattı
3. lekum : sizin için
4. mâ : şey
5. fî el ardı : yeryüzünde
6. cemîan : hepsi
7. summe : sonra
8. estevâ : yöneldi, istiva etti
9. ilâ : ... e
10. es semâi : sema, gökyüzü
11. fe : böylece, sonra
12. sevvâhunne : onları dizayn etti, düzenledi
13. seb'a : yedi
14. semâvâtin : semalar, gökler (gök katları)
15. ve huve : ve o
16. bi kulli şey'in : herşeyi
17. alîmun : en iyi bilen
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Dünya denilen bu gezegen 7 tane gökkatından (atmosferden) ve yer katmanları da mağmaya kadar 7 tane tabakadan oluşur. 7 gök katı ile 7 yer katı bütün gezegenlerde mevcuttur. Aynı zamanda kâinat adı verilen zahirî âlem, fizik âlemin standartları, 250 milyar galaksiden başka Sıratı Mustakîm üzerinden 7 tane gök katını kapsar. Bütün yıldızlar, sadece zemin katı ifade eder. Gerek gezegenin 7 atmosferini, 7 yer katmanını gerekse kâinatı Allahû Tealâ, 7'li sistemde yaratmıştır. kâinat küresel değil, cinsiyetsiz insan vücudu şeklindedir. Derelerin çamurlu vakitte aktığı renk, kâinatın rengidir.

Ve bütün gökler tamamlandıktan sonra onların ötesinde, Yokluk'ta, Allah bulunur. Kâinatı yaratmadan evvel de Allah vardı, Yokluk'taydı. Şimdi de Allah var, gene Yokluk'ta. Allah'ın yaşamak için bir mekâna ihtiyacı yoktur. Huzur namazına arkadan imamın başından yukarıya doğru bakınca Yokluk'ta Allah'ın varolduğunu düşünün. O'nu görseniz de görmeseniz de O, her zaman oradadır. Kâinatın her yerinde de vardır, orada da vardır, çünkü zamanı sıfırlayabilen yalnız Allah'a ait olan sonsuz hız, Allah'ta mevcuttur. Zamanı sıfırlayabildiği için Allah zamandan münezzehtir, kâinatın her noktasında sıfır zaman aralığında bulunabildiği için bu sebeple mekândan da münezzehtir.
وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلاَئِكَةِ إِنِّي جَاعِلٌ فِي الأَرْضِ خَلِيفَةً قَالُواْ أَتَجْعَلُ فِيهَا مَن يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَاء وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ قَالَ إِنِّي أَعْلَمُ مَا لاَ تَعْلَمُونَ

Ve iz kâle rabbuke lil melâiketi innî câilun fîl ardı halîfeh(halîfeten), kâlû e tec’alu fîhâ men yufsidu fîhâ ve yesfikud dimâ(dimâe), ve nahnu nusebbihu bi hamdike ve nukaddisu lek(leke), kâle innî a’lemu mâ lâ tâ’lemûn(tâ’lemûne).

Ve Rabbin meleklere: “Muhakkak ki Ben yeryüzünde bir halife kılacağım.” demişti. (Melekler de): “Orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Biz Seni, hamd ile tesbih ve seni takdis ediyoruz.” dediler. (Rabbin de): “Muhakkak ki ben, sizin bilmediklerinizi bilirim.” buyurdu.

1. ve iz kâle : ve demişti
2. rabbu-ke : senin Rabbin
3. li el melâiketi : meleklere
4. innî : muhakkak ki ben
5. câilun : kılan, yapan, yapacak olan
6. fî el ardı : yeryüzünde
7. halîfeten : halife
8. kâlû : dediler
9. e tec'alu : kılacak mısın, yapacak mısın
10. fî-hâ : orada
11. men : kimse, kişi (birisi)
12. yufsidu : fesat çıkarır, bozgunculuk yapar
13. fî-hâ : orada
14. ve yesfiku : ve (kan) akıtır, (kan) döker
15. ed dimâe : kan
16. ve nahnu : ve biz
17. nusebbihu : tesbih ediyoruz, yüceltiyoruz,
18. bi hamdi-ke : seni hamd ile, hamdinle
19. ve nukaddisu : ve takdis ediyoruz, mukaddes
20. leke : seni
21. kâle : dedi
22. innî a'lemu : muhakkak ki ben bilirim
23. mâ lâ tâ'lemûne : sizin bilmediğiniz şeyleri
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Allahû Tealâ, âdem (A.S)'ı yeryüzünde halifelik yapmak üzere İndi İlâhi'de yaratmıştır. âdem (A.S) ve Havva Anamız, Allah'ın yasak ettiği bir ağaçtan bir meyveyi yemişler ve edep yerleri onlara ayan olmuş. o zaman utanmışlar, yaptıklarının ne kadar büyük bir hata olduğunu anlamışlar. kendilerini affetmesi için Allah'a çok yalvarmışlardır. ve Allahû Tealâ şeytan tarafından kandırılan âdem (A.S)'ın cennetten kovmuştur:

20 / TÂHÂ - 123: Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvv(aduvvun), fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.
(Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”

Allahû Tealâ, âdem (A.S)'ı yarattıktan sonra bütün meleklere onun önünde secde etmelerini söylediğinde melekler, secde etmişlerdir. Bütün daha evvel yaratılanlar, âdem (A.S)'a secde etme emrini aldıklarına göre, Allah'ın indinde kâinatın en üstün yaratığı insandır. Herşey insan için yaratılmıştır:

45 / CÂSİYE - 13: Ve sahhare lekum mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı cemîan minh(minhu), inne fî zâlike le âyâtin li kavmin yetefekkerûn(yetefekkerûne).
Ve göklerde ve yerde olanların hepsini kendinden (bir lütuf olarak) size musahhar (emre amade) kıldı. Muhakkak ki bunda, tefekkür eden bir kavim için mutlaka âyetler (ibretler) vardır.

Âyette kan dökecek birisini yaratacaksın, denilmektedir. Hürmetli aylarda savaşmanın büyük günah olduğu Bakara-217'de ifade edilmektedir. Fakat Allah yolundan, hidayetten men etmek ve onu inkâr etmek, kendi halkını Mekke'den sürüp çıkarmak Allah katında daha büyük günahtır. Fitne, adam öldürmekten daha büyük bir suç ve günahtır. Eğer güçleri yetse kâfirlerin dînden döndürünceye kadar mü'minlerle savaşacakları açıklanmaktadır. Her devirde insanları, Allah'ın yolundan men eden ve halkı kendi yurdundan çıkararak hicrete zorlayarak kan dökenler Allah'a ulaşmayı dilemeyenlerdir.


Kahr Olsun Sefil Esaret Yaşasın Şanlı Ve Güzel Ölüm
İMAM ŞAMİL
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://magarula.forum.st
 
bakara suresi 26.....30
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Magarula :: !!..๑۩۞۩๑ İMAN VE İSLAM ๑۩۞۩๑..!! بِسْـــــــــــــــــــــ مِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم :: Kur`anı Kerimin Türkçe Meali-
Buraya geçin: